7 Ekim 2011

Hem de..... :)


Ben ki daha taze mezun ,nasılsa 6 aydan önce iş miş bulamam diye düşünüp evde sıkıldığı için staja girmiş bir kız olarak geçtiğimiz perşembe günü stajıma son verdim,pazartesi de işe girdim :)

Hem de 4 aydır ilan portallarında başvurmadığım ilan kalmamış,bütün ilanları ezberlemişken, "cvyolla" sitesine bıraktığım cv'mi görüp beni görümeye çağıran bi şirkette...

Hem de daha yeni mezunum,heralde en alt kademeden başlarım çalışmaya diye düşünürken gayet de tahminimin kat kat üstü bi pozisyonda başladım,istediğim departmanda...

Hem de çalışıcağım yer evime inanılmaz yakın,20 dakikada evde olucam,metrobüscüğüm sayesinde trafik falan çekmeden düşünün...İstanbul gibi bi yerde bulunmaz nimet...

Eveet şimdi totolarımız kaşıyabilir,tü tü tü maşallah diyebiliriz :)Böyle işte buaralar şaşkınım,mel mel sırıtıyorum,bi de çokça şükrediyorum tabi.

Gırgırı şamatası bir yana,İstanbul gibi bi yerde tek başıma oturuyorum,ailem ev kiramı ödediği gibi harçlığımı da gönderiyor,faturalarımı da ödüyor.Ben de çok fazla yük olduğunu düşünüp üzülüyordum doğal olarak,bu yüzden bir an önce bi iş bulmak istiyordum,4 aydır acaba nolucak ne zaman iş bulucam diye içim içimi yiyordu.Sonuçta 4 ay gibi kısa sürede böyle bi iş bulmak "Allah yüzüme güldü" cümlesinin tam karşılığı benim için.O yüzden sürekli şükrediyorum,iş arayan herkese bi an önce gönüllerine göre bi iş bulmaları için dua ediyorum:)

Böyle iştee güzel şeyler oluyo,8 senelik enn yakın arkadaşımın da İstanbul'a taşınma ihtimali var bi de,aynı evi paylaşıcaz eğer olaylar beklediğimiz gibi gelişirse hihih :):)

Daha çook planım,yapıcak gezicek görücek çoook şeyim var:)

Yeni haberlerle yine karşınızda olucam ;)

weheartit


13 Eylül 2011

Mucuk Eylül'e :)

Yaz ayını hiçbi şeye değişmem ama Eylül ayı benim ayım bu kesin :)

Yine uzun bi aradan sonra pat diye daldım konuya ama öyle yani napıyım.Doğumgünüm olsuuuun,Fringe ve How I Met Your Mother'ın yeni sezonunun başlıcak olması olsuuuun herşey bu ayda :)

Bi de bu eylül ayı biraz eksik aslında.16 yıldan sonra Eylül ayında başlıcak bi okulum yok malesef artık :( ah ne kadar içleniyorum bu duruma bilemezsiniz...neyse bunalıma gerek yok şimdi.Ben daha sizinle ne mezuniyetimden ne de ablamın düğününden fotoğraf paylaşmadım dimiiiii :)

o zaman blog tarihimin en fotoğraflı postunu yayınlıyorum:) öncelikle düğün yerinin fotoğraflarından başlayalım.





sonra gelin-damat fotolarından bir kupleee :)


bana gelicek olursak daaaa...




işte böylee bol bol oynadım şekila'da görüldüğü üzere:)nikah şahidi görevimi yerine getirdikten sonra topuklu ayakkabılarıma veda ettim gecenin büyük bi kısmını çıplak ayakla hoplaya zıplaya geçirdim.Saçım bayaaa bi kendini kaybetti ama bence böyle daha güzel oldu kuaförden ilk çıktığımda assolist saçı gibi bişeydi zira :)

mezuniyet fotoları da bi sonraki postun konusu olsun emi :) 

unutmadan eylül diyoduk dimi...yeni bi dönem başlıyomuş gibi geliyo bana her eylülde eminim sizin için de öyledir.Hepimize güzellikler getirsin bu dönem bana ayrıca güzeeeel bi iş getirirse pek mesut olurum tabii ;)

4 Ağustos 2011

Bi vardı sonra yok oldu...

34 yaşındaydı
Ben kendimi bildim bileli babasının yanında çalışan bi kızdı
Haftaiçi dükkanda çalışır babasına yardım eder,akşam eve gelir annesine yardım eder,pişirir,temizlik yapar,çokça evlilik hayali kurar,kazandığı parayla çeyizini düzerdi.
Küçük bi şehirde yaşıyoduk,esnaf oldukları için herkes tanırdı onları
34 yaşına kadar evlenmedi
Sevgilisi olmadı değil,oldu.Benim bildiğim 2 tane görüştüğü insan olmuştu sevgili aşamasına gelmemişlerdi bile belki.
İkisini de babası öğrendi,dükkanlarındayken dövdü onu...
Çocuklara ölürdü,yeğenleri için delirirdi,sürekli hediyeler alır,tombul ayaklarından öperdi onları.Anne olmak isterdi çok çok çokk isterdi.
34 yaşına geldiğinde tanıdıkları vasıtasıyla bi talibi çıktı,kabul etti,evlendi.
2 aylık evliyken hamile kaldı.anne olmak istemişti çünkü geç kalkmaktan korkuyodu.
Kuzenimdi o benim,teyzemin kızıydı.Kuzen kelimesi tarif edemez gerçi bizi ablamdı o benim.
Ortaokula kadar nerdeyse her haftasonu onlarda kaldığım,birlikte uyuduğum,kendisine hazırladığı çeyizlerden 5 şişle yaptığı dantellerin 1ters iki düz 3ters 4 düz gibi giden sıralamasını kağıttan ona okuduğum onun da ördüğü,birlikte meyve yediğim,bana akşam dükkandan eve gelirken susamlı pastane çubuğu getiren,"sarı papatyam eniştene göstermeden içerden bana sigara getir hadi" diyen,ilk kez onun makyaj malzemelerini kullandığım ikinci ablamdı.
Neyse ne diyodum 2 aylık evliyken hamile kalmıştı.Çok sevindik,mutluluktan ağladık,gidip gelip karnını sevdik,bu hafta daha da büyümüş dedik
Ama evliliği problemliydi.Kocası ilgisizdi,sorunları vardı,boşanmayı bile düşündü ama babaevine dönmek hem de çocukla zordu vazgeçti
Çok büyük sorunlar yaşadı kocasıyla,kocasının ailesiyle
Sonra tuhaflaştı,sık sık bayılıyodu,hamile olmasına bağlamıştı teyzemler.Ama bi akşam çok ateşi çıkmış kocası hastaneye götürmüştü ablamın ısrarı üzerine.Eve dönmüşlerdi sonra ama ilgilenmiyodu onunla.Sonunda teyzem duruma el koydu yanına aldı ablamı,gittikçe halsizleşiyodu çünkü.
Bizim aile doktora gitmeyi pek sevmez malesef,en sonunda davranışları tuhaflaştı,durgunlaştı da doktora gittiler genel bi tetkik için.
Doktorlar da bi süre anlayamadı çünkü hamileydi,hamilelik belirtilerine benziyodu hastalığı.
Ama sonra anlaşıldı LENF KANSERİ olmuştu,o da ilerlemiş ve BEYNİNE sıçramıştı...Beyninde portakal büyüklüğünde bi ur varmış.Bana annem bunları aylar sonra bu kadar detaylı anlattı o zamanlar İstanbuldayım üzülürüm diye anlatmamış.
Sonra doktorlar bebeği sezeryanla alıp ablamı ameliyat etmeye karar verdiler.Bebeğin ismi cinsiyetini öğrendiği günden beri belliydi:ÖYKÜ...
Annem bana bi zamanlar ablamların beslediği köpeğin tüyü yüzünden beyninde iyi huylu bi tümör varmış onu alıcaklar dedi ben de inandım :( Saçlarını kestirmişti annemler tamamen ameliyat için... O kadar emindim ki iyileşiceğine,basit bişeydi sonuçta lenf kanseri yüzünden sıçradığını bilmiyodumki keşke bilseydim...gitmemiştim ameliyattan önce hastaneye.Keşke gitseydim...gerçi kendinde değilmiş son zamanlarda...
Ameliyat oldular bebeğimiz doğdu.Sezaryandan sonra hemen beyin ameliyatına girdi.Tümörün hepsini alamamışlardı.Sonradan öğrendimki ameliyattan çıktıktan sonra gece fenalaşmış,teyzme bile söylememişler 2. bir beyin ameliyatına alınmış.Bebeğini 1 saniye bile görmemişti buarada.Ameliyatlardan sonra 10 gün uyanmasını bekledik,çok emindik iyileşiceğine annemler öyle yansıtmıştı çünkü.
Sonra bi gece biz İstanbulda ablamla onun bi arkadaşındayken yüreğim daraldı.Bişey olucak galiba dedim ama aklımın ucundan geçmemişti...
Annem aradı saat 10 gibi.
Ablam telefonu açtı,ne diyosun sen anne diye bağırdı ve kalakaldı
Ben telefonu aldım,annem ağlıyodu "noldu anne" dedim,"Elif gitti,yavrusunu göremeden gitti" dedi.
Sonra koca bi boşluk...
Gece 1 otobüsüyle Zonguldak'a geldik sabah 6'da teyzemin evindeydik.
O gördüğüm manzarayı,o günü hiç unutmıcam.
Burda anlatmıştım zaten...

Öykü'm şimdi 1 buçuk yaşında,babasının yengesi bakıyor ona.
Mahkeme babasında kalmasını uygun gördü ama meleğim babasını doğru düzgün görmüyor bile...
Yani en azından babasının sevgisiyle sarıp sarmalanır diyebiliceğimiz bi konumda da değil malesef.
Teyzem velayetini almak için çırpınıp duruyor.
1 buçuk yıl geçti ama o günün her saniyesi aklımda.
Şimdi nerden çıktı dicekseniz,
İnsanın canının gitmesi demek televizyonda bu yaşananlara benzer bi olay gördüğünüzde içinizden bişeylerin kopup gitmesi,o acının hiç azalmaması demek
En ufak bi anıda gözlerinizin kan çanağına dönmesi demek
Sık sık şimdi burda olsaydı diye başlayan cümleler kurmak demek
Onun kızına her baktığınızda yüreğinizin parçalanması,anneannesine dili dönmediği için her "anne" diyişinde dağılıp gitmeniz,"anne" diye ağladığı zaman elinizin ayağınızın boşalması,annesinin fotoğrafını öptüğü zaman boğazınızın düğümlenmesi demek...

Meleğim Öyküm 1 aydır anneannesinde kalıyodu,1 aydır onu öpüp kokluyoruz,bol bol Elif ablamın yokluğunı hissediyoruz.Bu geceki bu yazı da az önce "Doktorlar" dizisinde buna benzer bi olayın gösterilmesi yüzünden çıktı.En iyi yazarak rahatlıyorum yazmak istedim.

Nur içinde yatsın,çok seviyoruz,çok özlüyoruz...

21 Haziran 2011

Son günler

Selaam 11 gün olmuş yazmayalı artık bişeyler yazmalıyım diye düşündüm gerçi kısa bi yazı olucak...

Bu 11 gün içinde öğrenci sıfatımı sonsuza kadar kaybettim :( sınavlarım bitti öyle boş boş duruyorum şimdi bi boşluktayım anlıcağınız...

Boş boş oturuyorum derken hiçbişey yapmıyorum da değil tabi artık 4 gün kaldı ablamın düğününe.Dün son gelinlik provasına gittik.Bugün ayakkabı almak için Kadıköyde ve caddede dolanıcam,caddeden elbisemin ütülenmiş halini alıcam.Yarın da manikür pedikür işlerini halledicem.Perşembe günüyse İzmire gidiyoruz e cumartesi de düğün var.Sonuç olarak en erken pazar günü olan biteni burdan anlatabilicem size.

O zamana kadar iyi bakın kendinize görüşürüüüz =)

10 Haziran 2011

Elbisenin bitmiş hali ve geri sayım başlasın :)

Ben geldiiim elbisemin bitmiş halini getirdim =)

Önden görünüşü böyle ama siz o göbüşcüğü görmezden gelin şimdi tamammı :)





Bu da arkası...Aslında elbise bildiğiniz mercan rengi ama fotoğraflarda pembe gibi çıkıyo nedense anlamadım bi türlü neyse model olarak bu sonuçta.Elbiseyi giyip çıkarmaktan biraz kırıştı tabi haftasonu götürüp ütülettiricem diktirdiğim yerde bi de bi kaç yerini düzelttiricem eteklerini de biraz daha mı kabartsam diye düşünüyorum.Şimdi bunun altına bi de 17 pontluk bi ayakkabı bulup almam lazım ki elbisenin ucu bu kadar sürünmesin.Lame ayakkabı olur bunun altına dediler ama hiç de güzel bi lame ayakkabı bulamadım ben nerden bulabilirim sizce ? Bakırköy'de nerdeyse bütün mağazalara baktım ama gönlüme göre bulamadım malesef.Yarın da Kadıköyde ayakkabıcılara bakıcam bulup da alabilirsem onu da paylaşırım.

Neyse böyle işte bu arada son 2 sınavım kaldı sonraaa okul bitiyo:)Bi de bi kaç iş görüşmesine gittim haber bekliyorum  bana dua edin de hemencik güzel bi iş buluyım olur mu :)

1 Haziran 2011

Yolunuz açık olsun...

Yarın üniversite hayatımın daha doğrusu hayatımın son dersine giricem...
Ama bugün en çokk sevdiğim hocamın bize son dersi vardı
Son söylediği söz "yolunuz açık olsun" du o an başımdan aşağı kaynar sular döküldü
Çok içime oturdu aklıma geldikçe gözlerim doluyo hatta çoğunda kendimi tutamıyorum :(
Bu kadar bugün söyliceğim şeyler not düşmek istedim işte öyle,bi dönüm noktasına yaklaşıyorum gittikçe ve çok üzülüyorum biticeği için.
Bugüne kadar pek idrak edememiştim biticeğini
16 gün kalmasına rağmen tamamen bitmesine,hala yıllar var gibi geliyodu
Ama bugün hocamın o sözü bi rüyadan uyanmama sebep oldu
Çok yoğun duygular yaşıyorum(z)
Öyle ki canlarımla hep birlikte mezuniyet için takı bakarken dahi birden birbirimize bakıyoruz gözlerimiz doluyo napıyoruz biz diyoruz... :(
Böyle işte...
Kötü bi yazı bu fotoğraf koymak istemiyorum :(

20 Mayıs 2011

Düğün Elbisem :)


Ta taaa :) Düğünde giyiceğim elbisemin son provadaki halini burda göstermek istedim önden fotoğrafım yok malesef ama arkadan görünüşü budur.Tabi daha çoook eksikleri var.Mesela eteğinin altına tül konucak böylece epey bi kabarıcak orası,omuzu pilelendirilicek,arkası daraltılıcak.Aslında kuyruğum da var upuzuun ama o ön tarafta kalmış dikkatli bakınca görülüyo öne doğru döndüğü :)

30 Mayısta teslim alıcam o zaman tamamlanmış halini gösteririm artık.Beğendiniz mi?

10 Mayıs 2011

Ne Renk Olsun???

Tam artık bloga geri dönebilirim diyorum pat bişey çıkıyo yine uğrayamıyorum buralara.
Bu sefer de bu ayın sonunda teslim etmemiz gereken bitirme tezinin tarihini hoca 9 Mayısa çekince eteklerim tutuştu tabi:)Gece gündüz tez yazdım ve dün teslim ettim yarın hocam değerlendirme yapıcak ne dicek merak ediyorum doğrusu.

Bu tez olayı beni öyle bi germiş ki pazar günü patlak verdi.Sağ bacağımın arkasında bi ağrı başladı,kas çekilyomuş gibi oluyodu bi de sancı giriyodu sürekli yürümekte epey zorlandım.Bugün doktora gittim stresten kaynaklı kasların sıkıştığını söyledi,magnezyumla kas gevşetici verdi falan filan. 

Şimdi ben bişey sorucam size :) ablam evleniceği için şuan oturduğumuz evden taşınmayı düşünüyodum ben ama şöyle bi piyasa araştırması yapıp kiraları gördükten sonra ev sahibi de sağolsun 3 yıldır kiraya zam yapmadığı için bu evde kalıp içinde ufak düzeltmeler yapmaya karar verdim.Zaten bu kadar merkezi bi daireyi bu kadar uygun fiyata bulamam galiba.Neyse sonuç olarak işe badanayla başlıcam.Bu eve girerken de badanayı ablamla yapmıştık,deneyimliyim yani:)Bu sefer de sevgilimle birlikte boyucaz.Şöyle soft renkler olsun istiyorum odamı toz pembe boyamayı düşünüyorum ama salona karar veremiyorum.Boyanın rengine koltuğu baz alarak karar vericem çünkü perdeler falan da değişcek.Koltuk budur burda biraz koyu çıkmış aslında daha sütlü çikolata renginde.Koltuğun üzerine fuşyalı pembeli yastıklar koyucam sizce badana ne renk olmalı??

23 Nisan 2011

I'm BACK =)

Aaaaa bloglar mı açılmış aman da aman :)

Ben buralara uğramayalı da tamı tamına 7 ay olmuş ne çabuk geçti o kadar zaman :S

Aslında bu blogların kapanma hadisesinden önce yazmak istiyodum ama bilirsiniz insan buralara bi süre yazmadıkça yazası gelmiyo benim için de öyle olmuştu ammaa çokk özlemişim artık bi ses veriyim dedim.Gerçi bu 7 ay içinde unutulmuş olma ihtimalim de yüksek ama olsun blog yazmaya ilk başladığımda da bi tek kendim okuyodum yavaş yavaş şenlenir buralar diye düşünüyorum :)

Bu 7 ay içinde neler olduğuna gelirseeeek,

Aslında çok büyük bi değişiklik yok hayatımda.
Bu süre içinde ben üniversitede son sınıf oldum 2 ay sonra mezuniyetim var beklerim =)
Stajlar yaptım,ucundan kıyısından iş hayatına adım attım.
Staj yapmadığım zamanlarda hep okula gittim,biticeği için kıymete bindi çünkü öğrenciliğin son zamanlarının tadını çıkardım.
Yine bu son rahat yılımın keyfini çıkarmak adına bolca gezdim  falan özet olarak böyleydi...

Şimdiki zamana dönersek de malum bi telaş ve stres içindeyim.

Buarada yine bu 7 ay içinde boooooollll booollll perdecide,mobilyacıda,gelinlikçide,zara home'da,Esse'de vb. yerlerde vakit geçirdim ablamın düğün hazırlıkları için :)

Yani sadece mezuniyet telaşı yok gündemimde ben 23 Haziran'da mezun oluyorum,ablam 25 Haziran'da evleniyo kısmetse :)

Nasıl bi stresmiş bu düğün işleri valla çeken bilir kavanozuydu,koltuğa uyumlu halıydı halıya uyumlu perdeydi,peçeteliğiydi evin yerleşim şekliydi ıdısıydı vıdısıydı ve tabi en önemlisi gelinlik ve kız kardeş olarak benim elbisemdi derkeeen haftasonları bile 9da kalkıp yollara düşüp gecenin köründe eve döndüğümüz günler yaşadık yaşıyoruz.Ama böyle anlattığıma bakmayın çok keyifli şeyler bana göre ablam daha stresli doğal olarak :)

Neyseki ablamın gelinliğiyle eniştemin damatlığı çorabına varana kadar hazır artık.Ben de hiç istediğim gibi bi elbise bulamıcağımı düşünüp üzülüyodum ama 2 hafta önce o işi de hallettik.Gönül isterdi ki buraya koyuyım resmini ama kendisi dikiliyo.Hazır elbiselerde istediğim gibi bişey bulamadım.Özellikle Bağdat Caddesinde epey bakındım ama hep aynı modeller şifon uçuşan şeyler falan ...

En son yine Bağdat Caddesinde First Lady Modaevine gittik.Orada elbiseler mevcut beğendiğinizi deniyosunuz.Sonra Modaevinin sahibi Gülnaz Hanım ve yardımcıları ölçünüzü alıyolar,elbisenin kumaşını değiştirmek isterseniz-ki ben değiştirdim-katalogdaki kumaş parçalarına bakarak oradan bi seçim yapıyosunuz.

İlk provaya geçen hafta gittim.2.prova 16 Mayısta.

Mayısın sonunda da teslim alıcam.

Nasıl bişey olucak çok merak ediyorum açıkçası.

Daha önce ablamın en yakın arkadaşı ve onun teyzeleri de aynı yerde elbise diktirip çok memnun kaldılar o yüzden gözüm kapalı güvendim Gülnaz Hanıma yoksa diktirme taraftarı değildim.Neyse hayırlısı diyelim.

Sonuç olarak işte böyle bol heyecanlı,elbise ayakkabı arayışlı günler yaşıyorum bu aralar.

Hazır anlatıcak şeyler de çoğalmışken bloga yazmamak olmazdı yine başlayalım bakalım ;)


kaynak:weheartit

26 Eylül 2010

Yurt Hayatı-2. Bölüm

şimdi 2. bölüme geçelim:)

En son Fesat kızın kendisinin sevgilisi olmadığından mütevellit sinir harbi yaşamasından bahsetmiştim.Hayatımda ilk kez böyle bişey yaşamıştım ben hiç bi arkadaşımdan böyle şeyler görmemiştim çünkü şoktan şoka sürükleniyodum anlıcağınız :)

Neyse öyleydi böyleydi derken bi süre geçti bigün yurda bi geldik ki yurdun çatısını yıkıyo belediye ekipleri.Ohannes burger...Meğer kaçak kat çıkmışlar bizimkiler oraya.Sonuç olarak üst kattaki kızların eşyaları onlardan habersiz odalarından toplanarak aşağıya indirildi tabi eşyalar karıştı falan filan derken o üst odada yaşayanların çoğu o gün apar topar yurdu bi daha dönmemek üzere terkettiler.Daha sonra çatı katı yapıldı tabi bu sırada kız yurdunda  işçiler sürekli ellerini kollarını sallaya sallaya dolanmaktalar...

Neyse bunu da böyle atlattık.

Bi gün yurda bi kadın ve küçük kızı geldiler kalmaya.İzlediniz mi bilmiyorum ''Var mısın Yok Musun''a Alessandro Ambriosio katıldı en son.Kazandığı para vücudu yanmış küçük bi kızın tedavisi için kullanıldı.İşte o küçük kız yani Havva ve annesiydi gelenler.Tabi o zaman daha kötüydü Havva'nın durumu ameliyat olmak için gelmişlerdi zaten İstanbul'a.Geçen gün televizyonda durumunun daha iyi olduğunu görünce çok sevindim inşallah tamamen iyileşir.Neyse...

Sonra bigün aşağı katta bi gürültü koptu çığlık kıyamet falan.Alt katta da lise öğrencileri kalıyo.Paldır küldür indik aşağıya kızlardan birinin annesi ölmüş haberi gelmiş kız da bayılmış yatıyo ortada.Tabi herkeste bi panik bi  bişey.Sonradan öğrendik ki bu gerizekalı kız numara yapmış aslında sevgilisinden mi ayrılmış ne zıkkımsa triplere girmiş kendi kendine.Yine bu liseli azgın ergenler bi ara sevgililerini de yurda sokmaya falan çalışmışlardı buarada.

Bütün bunlar olurken yurtta 1 ayı falan geçmiştik tabi.Z.,Sila ve ben 2 günde bir banya yapıyoduk doğal olarak ama bi de baktık Fesat dediğim kız yurda geldik geleli 1 kez  yanlış okumadınız evet 1 kez banyo yapmıştı!Kız ayda bir yıkanıyodu resmen sonra da haftada bir kuaföre gidiyodu orda sadece saçını yıkatıp fön çektiriyodu-açıkçası her gittiğinde saçını yıkattığından bile şüpheliyim-sonra 1 hafta o saçla gezip tekrar kuaföre gidiyodu ve bir ayı böyle tamamlıyodu.Yani ben o yurtta 3 ay kaldım o kız taş çatlasın en fazla 4 kez banyoya girmiştir.Tabi biz kıza yanaşmaktan çekinmeye başlamıştık :)


Sonra yurda yeni bi kız geldi de bu Fesat onunla samimi olmaya başladı.O kız da bi tuhaftı zaten.Gün geçtikçe biz Fesatla muhabbetimizi azaltmaya başladık kıza hiç bişeyimizi anlatamıyoduk zaten ne desek bi tuhaf ters ters bakışlar atıyodu bize.En son da bu odadan ayrıldı o samimi olduğu kızın odasına taşındı.Bize de gün doğdu tabi onun yatağını taşıdık kilere zaten büyük olan odamız daha da genişledi mutlu mesut yaşadık:)


3. aya geldiğimizde ablam İstanbul'a döndüğü için eve çıktık biz.Sila ben yurttan ayrılıyorum diye üzülmüştü sonuç olarak o da bizimle eve çıktı.Böylelikle yurt maceramız son bulmuş oldu:) Ama ben bigün bankada yurttan bi kızla karşılaştım.Bu kızın adı da B. olsun.Bu da güya üniversite sınavında dereceye girmiş sonra şimdi hatırlayamadığım bişeyler olmuş da bi süre dandirik bi özel üniversitede okuduktan sonra orayı bırakmış da açıköğretime başlamışmış.Maceralar maceralar yani:)

Sonuç olarak bu kızın anlattıkları ne kadar doğrudur bilemiyorum ama anlattığına göre biz gittikten sonra Fesatın o samimi olduğu kız bi gece krize girmiş ne krizi olduğu meşhul sonra o akşam kızın abisi gelmiş bu kızı almış ve bi daha geri getirmemek üzere götürmüş.
2. olarak da yurdun müdiresi yurdun sahibiyle aşk yaşıyomuş-ki zaten biz böyle bişey olduğundan şüphe etmiştik hep-anlattıklarının bu kısmı doğrudur o yüzden.Son olarak da iddialar göre bizim yurdun sahibinin bi erkek çocuğuna tecavüz ettiği ortaya çıkmış.Adam zaten bi sapık tipliydi ama bu kadarını da yapmış mıdır bilemicem.

Dediğim gibi kızın sözüne ne kadar güvenilir onu bilemiyorum ama eğer doğruysa nasıl bi yerde kalmışım 3 ay buyrun görün yorum size kalmış:)Bu arada ben yurttan çıktıktan sonra yaklaşık 1 sene ödediğim depozitoyu geri alamadım.Kaç kez gittim halbuki almak için her seferinde para yok dediler.Öyle de aptal bi yurttu.

Şimdilik aklıma gelenler bu kadar daha sonra hatırladığım bişey olursa yine yazarım:)


weheartit