4 Ağustos 2011

Bi vardı sonra yok oldu...

34 yaşındaydı
Ben kendimi bildim bileli babasının yanında çalışan bi kızdı
Haftaiçi dükkanda çalışır babasına yardım eder,akşam eve gelir annesine yardım eder,pişirir,temizlik yapar,çokça evlilik hayali kurar,kazandığı parayla çeyizini düzerdi.
Küçük bi şehirde yaşıyoduk,esnaf oldukları için herkes tanırdı onları
34 yaşına kadar evlenmedi
Sevgilisi olmadı değil,oldu.Benim bildiğim 2 tane görüştüğü insan olmuştu sevgili aşamasına gelmemişlerdi bile belki.
İkisini de babası öğrendi,dükkanlarındayken dövdü onu...
Çocuklara ölürdü,yeğenleri için delirirdi,sürekli hediyeler alır,tombul ayaklarından öperdi onları.Anne olmak isterdi çok çok çokk isterdi.
34 yaşına geldiğinde tanıdıkları vasıtasıyla bi talibi çıktı,kabul etti,evlendi.
2 aylık evliyken hamile kaldı.anne olmak istemişti çünkü geç kalkmaktan korkuyodu.
Kuzenimdi o benim,teyzemin kızıydı.Kuzen kelimesi tarif edemez gerçi bizi ablamdı o benim.
Ortaokula kadar nerdeyse her haftasonu onlarda kaldığım,birlikte uyuduğum,kendisine hazırladığı çeyizlerden 5 şişle yaptığı dantellerin 1ters iki düz 3ters 4 düz gibi giden sıralamasını kağıttan ona okuduğum onun da ördüğü,birlikte meyve yediğim,bana akşam dükkandan eve gelirken susamlı pastane çubuğu getiren,"sarı papatyam eniştene göstermeden içerden bana sigara getir hadi" diyen,ilk kez onun makyaj malzemelerini kullandığım ikinci ablamdı.
Neyse ne diyodum 2 aylık evliyken hamile kalmıştı.Çok sevindik,mutluluktan ağladık,gidip gelip karnını sevdik,bu hafta daha da büyümüş dedik
Ama evliliği problemliydi.Kocası ilgisizdi,sorunları vardı,boşanmayı bile düşündü ama babaevine dönmek hem de çocukla zordu vazgeçti
Çok büyük sorunlar yaşadı kocasıyla,kocasının ailesiyle
Sonra tuhaflaştı,sık sık bayılıyodu,hamile olmasına bağlamıştı teyzemler.Ama bi akşam çok ateşi çıkmış kocası hastaneye götürmüştü ablamın ısrarı üzerine.Eve dönmüşlerdi sonra ama ilgilenmiyodu onunla.Sonunda teyzem duruma el koydu yanına aldı ablamı,gittikçe halsizleşiyodu çünkü.
Bizim aile doktora gitmeyi pek sevmez malesef,en sonunda davranışları tuhaflaştı,durgunlaştı da doktora gittiler genel bi tetkik için.
Doktorlar da bi süre anlayamadı çünkü hamileydi,hamilelik belirtilerine benziyodu hastalığı.
Ama sonra anlaşıldı LENF KANSERİ olmuştu,o da ilerlemiş ve BEYNİNE sıçramıştı...Beyninde portakal büyüklüğünde bi ur varmış.Bana annem bunları aylar sonra bu kadar detaylı anlattı o zamanlar İstanbuldayım üzülürüm diye anlatmamış.
Sonra doktorlar bebeği sezeryanla alıp ablamı ameliyat etmeye karar verdiler.Bebeğin ismi cinsiyetini öğrendiği günden beri belliydi:ÖYKÜ...
Annem bana bi zamanlar ablamların beslediği köpeğin tüyü yüzünden beyninde iyi huylu bi tümör varmış onu alıcaklar dedi ben de inandım :( Saçlarını kestirmişti annemler tamamen ameliyat için... O kadar emindim ki iyileşiceğine,basit bişeydi sonuçta lenf kanseri yüzünden sıçradığını bilmiyodumki keşke bilseydim...gitmemiştim ameliyattan önce hastaneye.Keşke gitseydim...gerçi kendinde değilmiş son zamanlarda...
Ameliyat oldular bebeğimiz doğdu.Sezaryandan sonra hemen beyin ameliyatına girdi.Tümörün hepsini alamamışlardı.Sonradan öğrendimki ameliyattan çıktıktan sonra gece fenalaşmış,teyzme bile söylememişler 2. bir beyin ameliyatına alınmış.Bebeğini 1 saniye bile görmemişti buarada.Ameliyatlardan sonra 10 gün uyanmasını bekledik,çok emindik iyileşiceğine annemler öyle yansıtmıştı çünkü.
Sonra bi gece biz İstanbulda ablamla onun bi arkadaşındayken yüreğim daraldı.Bişey olucak galiba dedim ama aklımın ucundan geçmemişti...
Annem aradı saat 10 gibi.
Ablam telefonu açtı,ne diyosun sen anne diye bağırdı ve kalakaldı
Ben telefonu aldım,annem ağlıyodu "noldu anne" dedim,"Elif gitti,yavrusunu göremeden gitti" dedi.
Sonra koca bi boşluk...
Gece 1 otobüsüyle Zonguldak'a geldik sabah 6'da teyzemin evindeydik.
O gördüğüm manzarayı,o günü hiç unutmıcam.
Burda anlatmıştım zaten...

Öykü'm şimdi 1 buçuk yaşında,babasının yengesi bakıyor ona.
Mahkeme babasında kalmasını uygun gördü ama meleğim babasını doğru düzgün görmüyor bile...
Yani en azından babasının sevgisiyle sarıp sarmalanır diyebiliceğimiz bi konumda da değil malesef.
Teyzem velayetini almak için çırpınıp duruyor.
1 buçuk yıl geçti ama o günün her saniyesi aklımda.
Şimdi nerden çıktı dicekseniz,
İnsanın canının gitmesi demek televizyonda bu yaşananlara benzer bi olay gördüğünüzde içinizden bişeylerin kopup gitmesi,o acının hiç azalmaması demek
En ufak bi anıda gözlerinizin kan çanağına dönmesi demek
Sık sık şimdi burda olsaydı diye başlayan cümleler kurmak demek
Onun kızına her baktığınızda yüreğinizin parçalanması,anneannesine dili dönmediği için her "anne" diyişinde dağılıp gitmeniz,"anne" diye ağladığı zaman elinizin ayağınızın boşalması,annesinin fotoğrafını öptüğü zaman boğazınızın düğümlenmesi demek...

Meleğim Öyküm 1 aydır anneannesinde kalıyodu,1 aydır onu öpüp kokluyoruz,bol bol Elif ablamın yokluğunı hissediyoruz.Bu geceki bu yazı da az önce "Doktorlar" dizisinde buna benzer bi olayın gösterilmesi yüzünden çıktı.En iyi yazarak rahatlıyorum yazmak istedim.

Nur içinde yatsın,çok seviyoruz,çok özlüyoruz...

2 yorum:

  1. Çok üzüldüm ama çok üzüldüm :(
    En çok da bebeğini bir gün bile görememiş olmasına :(
    Öykü'nün hayatı acıklı bir şekilde başlamış ama dilerim bundan sonra hep güzel günler görür, melek annesinin ruhu hep yanında olur...
    Nur içinde yatsın, mekanı cennet olsun...

    YanıtlaSil
  2. amin :( onu izlediğine hep yanında olduğuna inanıyorum ben...

    YanıtlaSil

söz sizde:)

Related Posts with Thumbnails